Lâl oLur DiLLerim, konuşur yüreğim... - Blogcu



нєя üƒüяüşтє уü&#

11/10/2009 -Kategori: gonul pencerem




Yine Üfürüldüm Dert Küpüyüm Üfürüldükçe Yandım Tutuştum Aşka




Hu Deyip Başladım Aşka YanaYana



Ve Başladım Mevlana Gibi Aşk Narında Yana Yana Döndüm



Düğünümüz var Mevlana Diyarında Yanıp Tutuştuk Aşkın Narına



Dönüyorum Ben Yane Yane Aşk Neyledi Beni Koydu Halden Hale




Hamdım Piştim Yandım



Her Üfürüşte Yüreğime Çizdim Aşkını



Döndüm Aşkın İle Huhu Diyerek



Aşkın İle Döndükçe Halden Hale Giriyorum



Gelde Gör Beni Aşkın Kul Eyledi



Bir Tesbih Gibi İsmini Yüreğime Nakşedip Döndüm



Döndükçe Dönüyorum Ellerim Sema ya Doğru Tutmazmısın Ellerimi
Aşkın İle Kul Olup Yaneyim



Üflemezmisin Yüreğimi Üflede Coşayım Aşkın İle Döneyim



Huuuuu Huuuuuu Deyi Deyi Sende Dön...

Yorum (1) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

Ey Oruç Tut Beni!!!...

21/8/2009

Hoş geldin ey suskun sevgilim; Tut sözünü; sus. Mühürle dudağımı, sesimi tut, lâl eyle çığlıklarımı. Nahoş avazların uçurumlarından çek dilimi.


Yalanların kuyularından çekip çıkar nefeslerimi. Göklü söz ağaçlarının bengisuyuna kat hecelerimi.

Hoş geldin ey yüzü gamzelim;

B/akışının menzilinde tut gözlerimi. Tir-i müjgan dokunuşlarınla delik deşik et kibrimi. Gör(e)meyip de seni, göster(e)meyip de yanımda yöremde, görür gibi huzurunda tut çaresiz yetimliğimi.

Hoş geldin ay yüzlüm benim;

Tut saçlarımın kakülünden, kaldır yüzümü yerden. Utancımı tebessümünün kıvrımlarına dola, yut. Pişmanlığımı gül yanağının yamaçlarına sar, uyut. Dağıt neşemin saçlarını, hüznün tenine yasla umarsızlığımı.

Hoş geldin ey hesapsız sevincim;

Tut elimi. Avuçlarında tut uzanamadığım uçurum çiçeklerimi. Geri ver uzak dal uçlarına terk ettiğim huzur meyvelerimi. Tut Ferhad’ımın elinden, şirin vuslatların köyüne taşı yüreğimi. Tut Züleyha’mın elini, önü/ardı yırtık gömleklerin kuyusuna zindanına düşürme nefsimi.

Hoş geldin ey ruh ikizim;

Tut, ardında tutulduğum aynalara tut yüzümü... Tut ki aynalarda avuntu bulamayan, bakışlarında kendini tanımayan, özlediğinde kendine varamayan, yüzünü yakmış bir hastayım. Gözbebeğinde tut beni. Ayıplamadan, tiksinmeden bakışının ışığından yüz ver bana. Tut ki resimli el ilanları asılmış bir kayıp çocuğum; duvar diplerine asılı umarsız bakışların kovduğu bir lüzumsuzum. Tut kolumdan, ardın sıra sürükle, yuvama götür. Tut ki mürekkebin hiç hatırını sormadığı yırtık bir kâğıt, kalemin hiç içmeyeceği unutulmuş bir sözüm. Aklında tut beni; diline dola, dudağına değdir, cümlede kullan, tut bir şiire kafiye eyle beni. Tut ki üzerindeki rakamları ciddiye alınmayan kalp parayım. Elinde tut, say beni, inci mercana sat beni. Işığa tut yüzümü; sahih kıl beni.

Hoş geldin ey son tesellim;

Göz yaşımı yanağında tut, taç yapraklarına taşı ağlayışımı. Şehvetin kirinden sıyır, tenin tozundan ayıkla kalbimi.

Hoş geldin ey kalbimin göğü;

Tut kanatlarımdan, rahmete yapıştır teleklerimi, yücelere yükselt bedenimi. Yağmurları tut sakla hüznümün bulutlarında.

Hoş geldin ey bin bahar neşesi;

Tut elimden sımsıcak, karanfillerin kûyuna götür beni, güllerin suyuna kat demimi, demkeş eyle gönlünün pervazına kalbimi.

Hoş geldin ey ışıltılı libasım;

Tut yakamdan, giy beni, giyindir beni, ört bencilliğimi, üşümeye terk etme bendeni. Omuzlarıma sarıl şal gibi, rızana razı eyle beni.

Hoş geldin ey kan davalım;

Tut (i)ki yakamdan, tutukla beni, yetimlerin yüzüne çalıp pare pare eyle cimriliğimi. Bağla ayağımı yokluklara gitmekten. Bileklerimi kelepçele, yasakla ellerime biriktirmeyi..

Hoş geldin ey açlığım;

Tut ve at sahte doymuşluklarımı, teni üzerimden sıyırıp ruhun semâsına savur beni. Çıplak bırak cümle duyarsızlıklardan. Yırt at yüreğimdeki yalancı tesellileri.

Hoş geldin ey sırdaşım;

Tut beni, sobele. Saklandığım yerde bul beni. Şehrayinlere kat. Gizlice kaçır evden. Mahyaların ışığına kat gözlerimi. Kan/dillerin fısıltılarını lerzan gönüllere karıştır. Kanlıyı hunrîz ile barıştır ki ihanetler yatışsın, nefretler sönsün, yalnızlıklar sussun..

Hoş geldin ey gam telim;

Tut getir o mahur besteleri. Notaların ahengine böl kırgınlıklarımı. Şarkı eyle, ezberinde tut kırık sözlerimi. Mızrabının ucunda titretiver yüreğimi, aşka sürgün et kelimelerimi, göklü salkımından emzir kuşluk vaktimin ümitlerini.

Hoş geldin ey güz yağmurum;

Sağanağına tut bu çorak gönlü. Seline kat yangınlarımı. Damla damla denize at kanayan yanlarımı. İçimde uyuyan tohumları uyandır, baharlara taşı/r yüreğimi. Hüznümün sarı yapraklarını toprağa kat.

Hoş geldin ey orucum;

Acıktım sana; sofrana oturt beni.
Acıttım içimi; göğsünde avut beni.
Aktım sana; damla damla yut beni.
Aldandım sahte ışıklara; beşiğinde uyut beni.
Ağular içtim bal kâselerinden; döşeğinde sağalt beni.
Azaldım nisyanlar içinde; gözlerinde çoğalt beni.
Ağına düştüm isyanların; tut elimi, doğrult beni.
Ağzına düştüm yalanların; tut dilimi, doğruda tut beni.
Ayartısına kandım anlık sevdaların; tut gözlerimi, körelt beni.
Arı duru kalamadım, bulandım; el üstünde tut pişmanlıklarımı, durult beni.
Tut beni.


SENAİ DEMİRCİ

Yorum (1) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

Ben ben de değil...

4/8/2009 -Kategori: gonul pencerem


Ben ben de değil,sende de hem sen,hem ben,

Ben hem benimim,hem de senin ,sen de benim,
Bir öyle garip hale bugün geldim ki
Sen ben misin,bilmiyorum,ben mi senim.

Mevlana

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

YAR...

3/8/2009




"Aşk, bir uçurumdan düşmek gibi bir şey,
işte bu yüzden sevgili'ye " yar " denir..."

- Hz. Mevlana -

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

Ne Görsem Ötesinde Hasret Çektiğim Diyar...

13/7/2009 -Kategori: gonul pencerem

Ne Görsem Ötesinde Hasret Çektiğim Diyar,Kavuşmak Nasıl Olmaz, Madem ki Ayrılık Var?

Hani ağlamak anadiliydi ya tüm dillerde ayrılığın…
Gözlerimden kan süzüldü Gece’ye.
Siyahı delip geçen gözbebeklerim kan deryası.
Kızıldeniz utanacak h-içimdeki denizden…

“Yaradan” için “Yar” sevmeyi öğrettim de sana,
“Yaradan" için “Yar”dan geçmeyi öğretememişim kendime…
boylu boyunca yatıyor yüreğim yarda…

Bileği kesik kalemim can döküyor şimdi kağıda.
H-içimi dökmek istemiştim oysa...

infazlar sabaha karşı yapılır ya, birazdan bitecek GeCe… az kaldı, beni infazlayacağım şafakta.
Hani yüzbinlerce yıldız sönmeden sökmez ya şafaklar, son dileğim GeCeden…

Eyy GeCe!... Kurban et yıldızlarını şafağa.
Bedel olarak gözlerimin karasını göndereceğim her akşam sana…

Yarın, yevm-ül kıyam’da yanmayalım diye yanan yanlarımı bırakıyorum yanına…

Vakit yakın…
Can çekişiyorum can-ımı can yapanım.
Namlunun ucunda ayrılık, eli tetikte bekliyor günahlarım… vur emriyle vurulacak sol yanım;
“Yar” verecek “Can” kaybından…

Tütün ne ki?.. tuz bastım tırnağı sökülmüş parmak uçlarıma. On parmaklık değil bu figan!
Bin elden beşbin tırnağın sökülüp tuza bastırılmasıymış ayrılık…
Ama öyle ya, tuzu da sevmeli aşık…

Bir türlü aydınlanamayan bir gün doğdu işte.
Yüzbin yıldız pahasına söküldü şafak.
“infazı tamamdır” mührü basıldı.
Kaydım düşüldü kitab-ül aşk’tan…

düz çizgiye dönüştü çoktan yüreğimin monitöründe hayat.
Sabahın pusunda, iki yüreğin sağır edici feryadına “sus” düştü.
Pustu aşk… sus-pus bir cenaze merasimi bu satırlar…

üstad’ın dizeleri tek teselli mezar taşıma:

“ne görsem ötesinde hasret çektiğim diyar,
kavuşmak nasıl olmaz, madem ki ayrılık var?”...

 ALINTIDIR

Yorum (2) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
« Önceki -
www.dizayn.tr.gg
webuzmani.blogspot.com

Lâl oLur DiLLerim, konuşur yüreğim...

yüreğim konuşurken parmaklar rehberim...

Son Yazılarım

relojes web gratis

Arkadaşlarım

Kategorilerim

Bağlantılarım

Designed by In Obscuro

Yemin Dizi Müzikleri - 02 Söyleyemedim (Vokalli).mp3 -